Hokkaido: Biei`de Yakitori

Başta hemen not etmeliyim ki – bu yazı bütünüyle Netflix’de yeni listeye giren ve 60 yaşında bir Japonun emekli olduktan sonra yavaş yavaş (kendisinin pasif kaldığı durumlarda olaya müdahale eden hayali bir samuray eşliğinde) bir gurmeye dönüşmesini anlatan Samurai Gourmet dizisinden esinlenmemin bir sonucudur. Mangadan uyarlanan Samurai Gourmet’yi Netflix Dünya genelinde 17 Mart 2017’de yayına koydu. Tokyo’nun banliyösünde yaşayan Takeshi Kasumi’nin şimdilik 12 bölümlük hikayesinde Japon mutfağından birçok lezzete ek olarak uluslararası mutfaklar da kimi zaman menüye giriyor. Bölümlerden birisinde ise Japon usulü şişte tavuk anlamına gelen bir “yakitori” restoranında şefin restorana gelen turistlerin Japon yemek kültürüne ilişkin bilgisizliğine sinirlenmesi sonucu Takeshi olaya içerlerken, hayali samurayımız ise hemen duruma müdahale ediyor. Bölümler arasında en ilginçlerinden birisi olan bu yakitori bölümü bana Hokkaido’nun küçük kasabası Biei’de karlı bir akşamda yaşadığım yakitori deneyimini hatırlatıyor.

Hokkaido’da Yakitori Shichifuku

Japonya’nın en kuzey adası olan Hokkaido’nun 10.000 kişilik kasabası Biei’ye ikinci kez ve yine bir Ocak ayında gidişimde kaldığım otelin yönlendirmesiyle keşfediyorum Yakitori Shichifuku’yu. Oldukça erken yatan birisi olmam da vesilesiyle sıklıkla olduğu gibi akşam yemeği için restorana gelen ilk müşteri ben oluyorum. Alçak barda yerimi aldıktan sonra ortak tek bir kelime dahi konuşamadığımız ama Dünya tatlısı iki işletmeciyle el işaretleri neticesinde anlaşıyoruz ve ilk şişte tavuk siparişimi bira eşliğinde veriyorum. İşletmecilerle gece boyunca anlaşamadığımız tek konu bira siparişim oluyor ve bir sonraki içki için beni sakeye yönlendiriyorlar. Japonya’ya muhtelif kereler gitmiş olmama ve alkolle aramın gayet iyi olmasına rağmen, sake hiçbir zaman öncelikli tercihim olmadı. Dil konusunda sıkıntılarımıza rağmen bir şekilde rakının alkol oranının sakeden daha yüksek olduğu ve bu nedenle de bir Türk olarak rahatlıkla sakeye dayanabileceğim not ediliyor – ben de mekanın bu tatlı işletmecilerini kırmıyorum tabi.

Komşularım kişi başı büyük bir şişe sake söyleyip sakeyi suyla karıştırarak içiyorlar. Ben ise sakeyi susuz içmekle birlikte, siparişimi bardak bardak veriyorum. Bardak sayısında pek cimri davranmamış olmalıyım ki, otelime doğru yürürken Biei’nin karlar altındaki güzelliğinden de etkilenerek ölmüş de cennete gitmişim gibi hissediyorum.

Share this post...
Share on Facebook
Facebook
Tweet about this on Twitter
Twitter
Share on LinkedIn
Linkedin